|
Beş vaktin büyümeyen çocukları
Ömür Gedik
30.09.2006 - Hürriyet
Reha Erdem’in dördüncü uzun metrajlı filmi 5 Vakit, katıldığı festivallerden ödüller ve övgüler aldıktan sonra nihayet vizyonda. 25. İstanbul Film Festivali ve Adana Altın Koza Film Festivali'nde En İyi Film seçilen 5 Vakit, üç çocuğun büyüme sancılarını ve acılarını anlatan bir film. Olaylar her günün ezan sesiyle beş vakite bölündüğü, baba ve oğullar arasında bitmek tükenmek bilmeyen bir savaşın yaşandığı bir köyde geçiyor.
BEŞ VAKİT
Yön: Reha Erdem
Oyn: Özkan Özen, Ali Bey Kayalı, Elit İşcan
Tür: Dram
Süre: 110 dk.
Bir yanda el üstünde tutulan, bir dedikleri iki edilmeyen çocuklar diğer yan da ise dövülen, işkence gören, açlığa mahkum edilenler.
Beş Vakit, her günün ezanla beş vakte bölündüğü bir köyde yaşayan üç çocuğun hikayesinden yola çıkarak bir kırsal yaşam portresi çiziyor izleyenler için.
Bir yanda büyüme sancılarını anlatıyor, diğer yandaysa hem baba-oğul, anne-kız arasındaki ilişkiler, em de köy yaşamı üzerine odaklanıyor.
Deniz kenarındaki bir köyü mekan tutan filmin ana kahramanları Ömer, Yakup ve Yıldız.
Bu üç çocuk ezan sesiyle dilimlenen bu coğrafyada beraber çekiyorlar büyüme sancılarını.
İmamın oğlu Ömer babasının ölmesini istiyor. Çünkü küçük kardeşinin tahtı devralmasından sonra ikinci plana itilmiş. Çarpım tablosunu da, duaları da ezbere bilen büyümüş de küçülmüş ufaklık, babanın sevgisinin tümünü almış.
Babasının Ömer’e ne kadar mesafeli olduğunu aile fotoğrafınn çekildiği sahne tüm çıplaklığıyla anlatıyor zaten.
O DA ÖĞRETMENİNE AŞIK
Yakup öğretmenine aşık.
Babasının genç kadını gizli gizli gözetlediğni görünce o da babaya sırt çevirmekte gecikmiyor.
Kızlar cinsel uyanışı daha erken yaşar ya; anne babasının sevişmesine tanık olan Yıldız, köyde çiftleşen hayvan manzaralarını da büyük bir ilgiyle izlemekten alamıyor kendini.
Filmdeki çocuk kahramanların her birinin dertleri var anlayacağınız. Reha Erdem, anlattığı olayların arasında serpiştirdiği durağan görüntülerde izleyicisine olanları düşünme, muhakeme yapma fırsatı tanıyor.
Çocukların doğayla bütünleştiği, taşların, toprağın üzerinde hareketsiz yattıkları sahneler görsel açıdan da izleyenleri etkileyecek türden.
Buradan yola çıkarak şunu söyleyebiliriz; Reha Erdem, doğayla içiçe çektiği filmde hoş manzaralar sunmuş izleyenlere.
Özellikle beş vakitin geçişini simgeleyen cami ve köy görüntüleriyle süslü gökyüzü manzaraları, ay, bulutlar müthiş. Bu görüntülerin ustasıdır zaten Reha Erdem, A Ay filmini hatırlamadan edemiyor insan.
Hasta bir adamın öksürdüğü görüntülerle başlayıp, süper bir gece ve dolunay manzarasına geçen bir filmde ak ve kara, iyi ile kötü, güzel ile çirkinin biradada olacağı en baştan belli.
HEPSİNİN İÇİNE TÜKÜREYİM
Korkuyorum Anne’de de mükemmel bir performans sergileyen Ali Düşenkalkar burada az görünüyor ne yazık ki.
Ama film çocuklar üzerine kurulu. Onların da doğallıklarıyla süsledikleri performansları Reha Erdem'in anlatmak istedikleriyle birbebir örtüşüyor.
Perdede dokunaklı bir dram var aslında. Sürekli babaları tarafından cezalandırılan çocuklar izliyoruz.
Reha Erdem Yıldız adlı küçük kızı filme dahil ederek kadınları gözardı etmek istememiş, ama şu çok açık ki, bu köyde kız çocuklar ve anneleri erkeklerin gölgesinde kalıyor.
Bu ataerkil toplumda en çok sesi çıkan erkekler. Söven de sövülen de onlar oluyor. Baba ve oğullar arasındaki bu bitmez tükenmez kavga oğullar büyüdüğünde de devam ediyor üstelik.
Filmin başında erkeklerden bahsederken, “Hepsinin içine tüküreyim” diyen yaşlı nine, erkekler çocukken iyiler ama baba olunca bozuluyorlar, diyor.
Filmin kalanı da bunu farklı örnek ve olaylarla destekliyor zaten.
Korkuyorum Anne’den sonra bir kez daha çocuk olma ve büyüyememe durumuna odaklanmış Reha Erdem. Ancak bu kez şehirde değil, bir köyde anlatmış hikayesini. Modern yaşamlar, apartman daireleri yok artık karşımızda.
Dertleri babasından yediği dayak, ineğin doğumu, eşeklerin, köpeklerin çiftleşmesi olan çocuklarla karşı karşıyayız.
Reha Erdem, yavaş ilerleyen ama sonunda izleyenleri ödüllendiren bir filme imza atmış.
|